|
Takvimlerimizi İşaretleyelim:19 Temmuz 2009 Pazar Günü Türkiye Artık Tamamen Dumansız Sahip Çıkıyoruz...
Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu Değerlendirme Notu
22.06.2009
Tütün mücadelesi sağlık alanında yapılan önemli ve öncelikli bir mücadeledir. Konunun önemi; tütünün insan sağlığı başta olmak üzere yarattığı sorunlar üzerinden tanımlanmalıdır. Dünyada tütün kullanımı KÜRESEL BİR SAĞLIK SORUNU olarak tanımlanmakta; KORUNABİLİR HASTALIK VE ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA BİRİNCİ SIRADA yer almaktadır. Bu kadar önemli olan sorunun çözümü de bellidir: TAMAMEN TÜTÜNSÜZ ORTAMLAR/TOPLUMLAR. Bu konuda farkındalık düzeyi yüksek olan ülkeler bu mücadelede daha ön sıralarda yer almaktadır. Ancak ne yazık ki Dünya nüfusunun sadece 5'i bu mücadelenin çok güçlü olduğu ülkelerde yaşamaktadırlar. T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılmış ve bu yıl Nisan ayında sonuçları açıklanmış olan Küresel Tütün Kullanımı araştırmasına göre; ülkemizde 15 yaş üzerinde her 100 erkeğin 48'i ve her 100 kadının da 15'i tütün kullandığı tespit edilmiştir. Sigara dumanından pasif etkilenim (pasif içicilik) düzeyi de yapılan farklı çalışmaları sonuçlarına göre oldukça yüksek düzeylerdedir.
Aktif ve pasif içiciliğin bu denli yüksek olduğu ülkemizde memnuniyetle belirtmek gerekir ki tütün mücadelesi gün geçtikçe artan bir ivme ile güçlenmektedir. Ülkemiz 2008 yılından bu yana yaptığı kanun ve ilgili düzenlemelerle Dünyada bu konuda ön sıralarda yer almıştır.
Son dönemlerde neredeyse toplumun tamamının bilgisi dahilinde olan; ancak özellikle tütün endüstrisinin de çabalarıyla (!) sigara içenlerle içmeyenleri karşı karşıya getirmiş olan bir durumun; TAMAMEN TÜTÜNSÜZ TÜRKİYE hedefinin/serüveninin son aşamasına gelmiş durumdayız. Bu hedefe doğru atılan adımlar 1996 yılında yürürlüğe girmiş olan “Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun ile başlamıştır. Daha sonra pratikte yaşanan/tespit edilen aksaklıklar ve Dünyada tütün ile küresel bir mücadele kararlılığı Türkiye’de de karar vericileri toplumun da desteğinin alınması kaydıyla yeni düzenlemelerin yapılması noktasında birleştirdi.
Bu motivasyon ve ulusal düzeyde kamu ve sivil örgütlenmelerin birlikte çalışması ve üretmesi "Ulusal Tütün Kontrol Programı ve Eylem Planı"nın ortaya çıkmasını sağlamıştır. Eylem planı; 2008-2012 tarihlerine yönelik oluşturulmuş ve temel hedefi ülkemizde 15 yaş üzerinde sigara içmeyenlerin sıklığını %80'in üzerine çıkarmak; 15 yaşın altında ise %100'e yakın olmasını sağlamak olan olmuştur. Bu eylem planında yer alan başlıklar (Tütün ürünlerine olan talebin azaltılmasına yönelik önlemler,Tütün arzının ve tütün ürünlerinin kullanımının azaltılmasına yönelik önlemler ve Tütün kullanımı ve ulusal tütün kontrol programının izlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması) tütün mücadelesinin her boyutunu kapsamıştır. Eylem planı yasal düzenlemelerin de önemli bir dayanağı olmuştur. Bu gelişmenin hemen ardından 2008 yılında 5727 sayılı "Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" un kabulünü gerçekleşmiştir.
Tütün kontrolü konusunda kapsamlı yasal düzenlemesi bulunan sayılı ülkeler arasına girmiş olan ülkemizde kanunun iki aşamada uygulanması söz konusudur. Toplum; kanunun ilk aşamasının uygulanmaya başladığı 19 Mayıs 2008 tarihinden bu yana düzenlemelere alışmış; hatta son dönemlerde hızlı bir artış içinde olan duyarlılık artırma çalışmaları sayesinde de ikinci ve son aşama olan 19 TEMMUZ 2009'u bekler duruma gelmiştir. Yasanın sigara içmeyenlerin haklarını koruyan; bir başka ifadeyle pasif etkilenimi engelleyen bu yasa sayesinde 19 Mayıs uygulamalarına ek olarak restoran, bar, kafe ve kahvehanalerin hiçbir kapalı alanında tütün ürünü içilmeyecektir. Yasaya ilişkin toplumda bazı YANLIŞ bilgiler (EFSANELER) ve ilgili konulardaki DOĞRULAR belirtilmiştir:
EFSANE 1. Sigara dumansız ortam yasaları ikram ve turizm sektörlerini iş kaybına uğratacak ve istihdamı azaltacaktır.
DOĞRUSU; yapılan kanıta dayalı bilimsel araştırmalar, sigara dumansız ortam yasalarının ikram veya turizm sektörleri üzerinde olumsuz ekonomik etkilerinin bulunmadığını göstermiştir olduğudur.
EFSANE 2. Sigara dumansız ortam yasalarını toplum benimsemez; uygulanmaları da imkânsızdır (!)
DOĞRUSU; sigara dumansız ortam yasaları halk tarafından son derece iyi karşılandığı ve uygulama sırasında ve sonrasında ise daha da fazla benimsendiğidir. Sigara dumansız ortam yasalarına en fazla destek verenler, pasif etkilenimin sağlığa zararlı olduğunu en iyi bilenledir.
EFSANE 3. Klima sistemleri kapalı ortamlardaki sigara dumanını temizler (!)
DOĞRUSU; HİÇBİR KLİMA SİSTEMİNİN BU KONUDA %100 BAŞARI SAĞLAMADIĞIDIR. Bu konuda çözüm %100 DUMANSIZ HAVA SAHASININ YARATILMASIDIR.
EFSANE 4. Sigara dumansız ortam yasaları insanları evde sigara içmeye mahkum eder. Çocuklar yasa öncesine göre sigara dumanından pasif etkilenim konusunda daha fazla risk altında olurlar. (!)
DOĞRUSU; araştırma bulguları sigara dumansız ortam yasalarının çocukların sigara dumanından pasif etkilenimlerini azalttığını gösterdiğidir. Ayrıca; sigara dumansız ortam yasaları yetişkinleri sigarayı bırakmaya teşvik eder.
EFSANE 5. Sigara dumansız ortam yasaları sokaklarda çok büyük çöp sorunu yaratır (!)
DOĞRUSU; çöp sorununun, sigara dumanından pasif etkilenime bağlı sağlık riskleri ile karşılaştırıldığında çok gerilerde kaldığıdır. Çöp sorununun olası artışı ile yerel düzeyde yönetmelikler ve düzenlemeler aracılığıyla baş edilebilir.
19 TEMMUZ 2009; toplumda gelecek nesillerin sağlıklı bir yaşam sürmeleri için BİR DÖNÜM NOKTASIDIR.
Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu bütün üyelerini ve yurttaşları bu anlamlı yasaya destek olmaları için birlikte hareket etmeye davet etmektedir..
Kamuoyuna saygı ile duyurulur..
**YENİ HABER!!!:
YARGITAYIN HATALI DOKTORLAR HAKKINDA VERDİĞİ SON KARAR ŞU:
GEREKEN ÖZENİ GÖSTERMEYEN DOKTOR, GÖREVİNİ İFA ETMEMİŞ SAYILIR
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi verdiği emsal kararda, şu görüşlere yer verdi:
"Doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif dahi olsa sorumluluğunun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu, tıbbi açıdan zamanında gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedavi yöntemini de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir tercih yaparken de hastasının ve hastalığının özelliklerini göz önünde tutmalı, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmalı, en emin yolu seçmelidir. Gereken özeni göstermeyen doktor, görevin ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise, doktor sorumlu tutulmalıdır." (ANKA)şeklindeki emsal gösterilebilecek kararını verdi.
Milliyet
|
|
KAMUDA ÇALIŞAN 23 BİN DOKTORUN ZOR SEÇİMİ??
"Sağlık Bakanı Akdağ, hekim maaşlarının 5 bin 500 YTL'ye kadar çıktığını belirterek doktorların hem kamuda hem özel sektörde çalışmasına müsaade etmeyeceklerini söyledi"
"Tıp fakültelerinin kontenjanları için YÖK'ü suçlayan Akdağ, 'Aralık'ta YÖK Başkanı değiştikten sonra bu sorunu çözeceğiz' dedi."
Akdağ, yabancı doktor ısrarını da sürdürdü
ANKARA - Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın önerisi yasalaşırsa Türkiye'de kamuda çalışan yaklaşık 23 bin doktor önümüzdeki günlerde zor bir karar verecek: Hastanede tam gün çalışma ya da özel sektöre geçme.
Türkiye'de yaklaşık 100 bin doktor bulunuyor. Bunların 60 bini kamuda çalışıyor ve Bakan Akdağ'ın verdiği bilgiye göre bunlardan yüzde 38'i aynı zamanda özel sektörde de görev yapıyor. Sağlık Bakanı Akdağ, yapacakları tek maddelik düzenlemeyle sayısı yaklaşık 23 bine varan bu doktorların hem kamuda hem özel sektörde çalışmasını engelleyeceklerini söyledi. Akdağ, üniversite hastaneleri de dahil tüm kamu hastanelerinde çalışan doktorların yarı zamanlı çalışmalarının kaldırılacağını vurgulayarak 'Hem muayenehanem olsun hem kamuda çalışayım anlayışı sona erecek" dedi.
Müsteşar için görüşme
Ankara Hekimevi'ndeki toplantıda sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Akdağ, yeni dönemde bazı genel müdürlerin yerlerinin değişeceğini, müsteşar içinse Başbakan Tayyip Erdoğan'la görüşeceğini belirttti. Akdağ, bakanlığının ikinci döneminde yapacaklarını şöyle anlattı:
Hekime tam gün çalışma zorunluluğu: Şu anda kamudaki hekimlerin yüzde 62'si tam gün çalışmaya başladı. Göreve geldiğimizde bu oran yüzde 11'di. Uzman hekimlere ciddi ek ödemeler vermeye başladık. Büyük çoğunluğu gönüllü olarak muayenehanelerini kapattılar. Yüzde 38'lik bir grup yarı zamanlı çalışmayı tercih ediyor. Yapacağımız yeni düzenlemeyle, Sağlık Bakanlığı ve üniversiteler de dahil kamuda çalışan doktorların yarı zamanlı çalışmalarını artık kaldırmış olacağız. Doktor arkadaşlarımıza, 'Kamuda çalışırsanız maaşlarınızla birlikte ek ödemeler de veriyoruz, bunları daha da iyileştirerek vereceğiz' diyeceğiz... Ama 'Benim muayenehanem olsun, aynı zamanda kamuda çalışayım' anlayışını artık bu ülkeden kaldıracağız. Sayın Başbakan'ın da bu hususta talimatı var.
Aylık gelir 5 bin 500 YTL: Uzman doktor ortalama 1500 YTL alıyor, ek ödemeyle bu 5 bin 500 YTL'ye çıkıyor. Bizim dönemimizde hastaların doktorun özel muayenehanesinin yolunu tutmaları çok azaldı, yeni düzenlemeyle bu tamamen ortadan kalkacak.
Üniversite hastaneleri için mevzuat değişikliği: Üniversitelerimizin döner sermaye kanunları veya ilgili mevzuatında da yeni düzenlemeler yapmamız lazım. Oranları biraz daha yükseltmek gerekebilir. Öğretim üyelerinin gelirlerinin tam güne geçilince kazançlı olması için yeni ikincil mevzuatları da eşzamanlı olarak hazırlayacağız.
Yabancı hekim gündemde: Türk vatandaşı olmayan hekimlerin de Türkiye'de çalışması durumunda hekim eksiği ortadan kalkmaz. Diploma denkliği konusunda zaten YÖK'ün kontrolünde olmaya devam edecek. Ayrıca o kadar çok hekim ihtiyacımız var ki Türkiye'ye 5 bin yabancı hekim getirebilsek bile bizim hekimlerimizin iş alanlarında en ufak bir daralma olmayacak... O konuyu (yabancı doktor) Başbakanımızla tekrar mütalaa edeceğiz, uygun görürse, o da olur onun (tam gün çalışma) içinde.
2023'te 200 bin hekim: Halen 100 bin hekimimiz var, 2023'te bu sayı 200 bine ulaşmalıdır. Bunların içinde 5 bin tane yabancı olsa ne olur olmasa ne olur. Her yıl aldığımız 4 bin 500 öğrenci ile bu iş olmaz. Hepiniz tahmin edersiniz ki 2023'te de Recep Akdağ da Sağlık Bakanı olmaz. Ama o gün sağlık bakanı olana da hükümete de vatandaşa da eğer biz bu hekim sayısına ulaşmazsak Allah yardım etsin. İnşallah o sayılara ulaşırız, ulaşmazsak Türkiye için bir sağlık felaketi olur.
YÖK, işbirliğine yanaşmıyor: Tıp fakültesi sayısının artırılması konusunda YÖK işbirliğine hiç yanaşmıyor. Yazılar yazdık, YÖK Başkanı'nı bizzat telefonla ben davet ettim 'Buyrun gelin konuşalım' diye. Ümit ediyorum ki aralıkta yeni YÖK Başkanı'nın göreve gelmesiyle konu çözüme kavuşur. Ama 2008'de açılsa bile ilk mezunlar 2014'te olacak. 2014'e kadar da halka da Sağlık Bakanı'na Allah yardım etsin.
Şeflik: Tam gün çalışma tasarısında klinik şeflerinin atanmasıyla ilgili hüküm de olacak. Üniversitelerin doçent atamasıyla ilgili hükümlerin aynısını getireceğiz. Bakalım buna da Danıştay veya Anayasa Mahkemesi ne diyecek?
Performans sisteminin başarısı
Devlet hastanelerinde poliklinikten ameliyata, laboratuvar tetkiklerinden görüntülemeye kadar her türlü hizmeti artırmak için sağlık personeline 'Çalışın, kazanın' mesajıyla uygulamaya konulan performans sistemi çok sayıda uzmana muayenehane kapattırdı. 2002 yılında doktorların yüzde 89'u serbest olarak çalışırken, performans uygulaması sayesinde 2007 yılında serbest çalışan doktor oranı yüzde 38'e kadar geriledi.
Sağlıkçılardan Bakan Akdağ'a şartlı destek
Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) hekimlerin tam zamanlı çalışmasına destek veriyor. Bakan Akdağ'ın açıklamasıyla ilgili oda ve sendika görüşleri şöyle:
TTB Merkez Konsey Başkanı Gencay Gürsoy: Biz yıllardan beri kamu hastanelerinde tam gün çalışılmasından yanayız. Ancak hekime muayenehasini kapatma karşılığında belli bir iyileştirilme yapılmaması ve kadrolu yerine sözleşmeli bir şekilde çalıştırılmasının düşünülmesi halinde buna karşı çıkarız. Hekim, muayehanesini kapatıp kadrolu bir şekilde çalışmaya devam ederse, tam zamanlı çalışmaya geçtiği için belli bir tazminat alırsa ve gelirinde belli iyileştirmeler de yapılırsa bu düzenlemeye söyleyecek hiçbir sözümüz olmaz.
SES Genel Başkanı Köksal Aydın: Bize göre hekimlerin tamamı da kamu görevlisi olarak çalışmalıdır. Ancak hükümet özel sektörü cazibe merkezi haline getirdiği için kamuda çalışan hekimlerin birçoğu özel sektöre kaydı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ kamu hastaneleri derken hangi kamuyu kastediyor, onun kafasında kamusal sağlık hizmeti diye birşey yok ki? Biz sendika olarak hekimlerin bazı özlük ve ekonomik haklarının dikkate alınması koşuluyla kamuda tam zamanlı çalışmayı destekliyoruz. Ancak, hekimin tercihe zorlanması, 'Ya özel sektörün kucağına gideceksin ya da piyasalaştırdığım devlet hastanesinde çalışacaksın' dayatması yanlış.
Radikal
|
|
|
EN YENİ !!!: TAM GÜN YASA TASLAĞI, İLK KEZ VE SADECE MEDİMAGAZİN'DE
Sağlık Bakanlığının uzun zamandır üzerinde çalıştığı ve bir çok hekimin geleceğini ilgilendiren tam gün yasa tasarısı taslağı olarak adlandırılan "Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TaslağI" Başbakanlığa gönderildi.
Haber: Dr. İbrahim Ersoy - Soner Abacı - Fatma Ergüzeloğlu
Kamu ya da özelde çalışan tüm hekimlerin merakla beklediği tam gün yasa tasarısının detayları belli oldu. Başbakanlığa gönderilen ve diğer kamu kurumlarının görüşüne açılacak olan taslak bu sürecin tamamlanmasının ardından görüşülmek üzere TBMM ye gönderilecek.
11 sayfa ve 1'i geçici 13 maddeden oluşan taslakta şu hususlar yer alıyor:
TÜM SÖZLEŞMELİ PERSONELE DÖNER
Hazırlanan taslağın birinci maddesinde 209 sayılı Döner Sermaye Kanununda değişiklik yapılamsı öngörülüyor. Bu kanunda yapılan değişiklikle tüm sözleşmeli personelin ek ödemeden yararlandırılması sağlanıyor. Kısmi zamanlı çalışma ortadan kalktığı için kısmi zamanlı çalışan personele ait ek ödeme oranları ile ilgili hükümler kaldırılıyor.
Ek ödeme oranlarında belirlenen tutarları mesai saatlerinde hak eden personelin mesai dışında çalışmasını da teşvik etmek amacı ile ikinci bir ek ödeme yapılması sağlanıyor. Ancak bu yapılacak ek ödeme tavan oranların yüzde 50'sini aşamayacak.
Aynı madde ile profesör ve doçentlerin ek ödeme oranları klinik şef ve şef yardımcıları ile idari sağlık müdür yardımcılarının da hastane müdürleri ve eczacılarla eşitleniyor.
Gene aynı madde ile ihtiyaç halinde, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfında bulunan personelin kısmi zamanlı olarak veya belirli vakalar ve işler için görevlendirilmesini önü açılıyor. Bu şekilde görevlendirilecek personele yapıtırılacak iş karşılığında döner sermayeden ek ödeme yapılabilecek.
ÜNİVERSİTELERDE KISMİ STATÜ KALKIYOR
Üniversitelerde de kısmi statü tamamen kaldırılıyor. Üniversitelerde sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri statüsünde çalışan personel ile profesör ve doçentlerin gelir getirecek şekilde özel sektörde çalışmasına müsade edilmeyecek.
Bu personel; özel mevzuatıyla belirlenen görevler ile araştırma-geliştirme faaliyetleri, seminer, konferans gibi faaliyetler ile telif hakları konuları hariç kamu kurum ve kuruluşları dışında gelir getirici bir bedel karşılığında mesleğini icra edemeyek.
TIP FAKÜLTELERİNDE DÖNERE DÜZENLEME
Tasarının 3. maddesinde 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda yapılan değişiklikle üniversitelerde çalışan sözleşmeli personel de döner sermaye kapsamına alındı. Tıp fakültelerinde dağıtılacak olan ek ödeme dağılım esasları, Yükseköğretim Kurulunun hazırlayacağı yönetmelik ile belirlenecek. Ancak bu yönetmelik Maliye Bakanlığının onayından sonra yürürlüğe girecek.
Yine ihtiyaç halinde üniversitelerde görev yapan sağlık personeli kısmi zamanlı veya belirli vakalar ve işler için görevlendirilebilecek. Bu görevlendirilecek personele döner sermaye ödemesi yapılabilecek.
ÖZEL ÇALIŞMAYA SON
Aynı taslak maddesi ile üniversite içerisinde özel çalışma uygulamasına da son veriliyor. 209 sayılı kanunda yapılan düzenlemeye paralel bir şekilde, tavan tutardaki ek ödemenin tamamını hak eden personele mesai dışında çalışması durumunda kanuni oranların yüzde 50 sini geçmeyecek şekilde ayrıca ek ödeme yapılabilecek. "Hoca farkı" olarak bilinen ücretlendirmeler ise tamamen kaldırılıyor.
ASKERİ HEKİMLER KAPSAM DIŞI
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun Ek 2. maddesine eklenen "Türk Silahlı Kuvvetleri emrinde görev yapan tabip, diş tabibi ve uzman tabipler çalışma saatleri dışında meslek ve sanatlarını serbest olarak icra edebilirler" fıkrasının eklenmesiyle askeri hekimlerin serbest çalışma hakları korundu.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Medimagazine verdiği son röportajında askeri hekimlerin kapsam dışı bırakılması konusunda Silahlı Kuvetlerin de bakanlıkla aynı görüşte olduğunu ifade etmişti.
YABANCI HEKİMLERİN ÖNÜ AÇILDI
Taslağın 5. maddesinde yapılan değişiklikle Türkiyede yabancı uyruklu hekimlerin çalışmasının önü açıldı. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda değişiklik yapan maddede, tıp fakültelerinden alınan diplomaların denklik işlemleri ile ilgili Sağlık Bakanlığı yetkileri kaldırılıyor. Bu yetkiler doğrudan Yükseköğretim Kuruluna bırakılıyor.
BİRDEN FAZLA MUAYENEHANE YASAK
1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile hekimlere tanınan özel hastane ve diploması olması halinde eczane açabilme hakları da kaldırılıyor.
Hekimler birden fazla muayenehane açamayacağı gibi;
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler başka bir yerde çalışamayacak. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan hekimler serbest olarak mesleklerini icra edebilecek. Yani SGK ile sözleşmesi bulunmayan özel hastanelerde çalışanlar sadece muayenehane açabilecek.
Bu madde kapsamına giren birden fazla kurumda çalışma ile işyeri hekimliğine ilişkin esasları Sağlık Bakanlığı belirleyecek
RADYASYONLA ÇALIŞMA SÜRESİ 40 SAAT
Taslağın 7. maddesi ile iyonlaştırıcı radyasyona mağruz kalarak çalışan personelin çalışma süresi diğer kamu görevlileri gibi 40 saat olarak belirlenmiş. Ancak çalışanların mağruz kaldığı radyasyon dozu takip edilecek. Çalışma süresinin içerisinde doz limitlerinin aşılması durumunda personele verilecek izin süreleri ve alınacak diğer tedbirler yönetmelikle belirlenecek.
NÖBET ÜCRETLERİ
8. madde ile nöbet ücretleri 2 kat arttırılarak yeniden düzenlenmiş. Mevcut düzenlemelere göre sadece 25’den fazla yatağı bulunan yataklı tedavi kurumlarında ödenen nöbet ücretleri mesai saatleri dışında hizmet sunan tüm sağlık kurum ve kuruluşlarını kapsayacak şekilde genişletilmiş.
Sağlık personelinin dışında nöbete kalan diğer hizmet sınıfı personele de nöbet ücreti getirilmiş.
Nöbet ücreti ödenebilmesi için nöbet süresinin kesintisiz 8 saat olması hükmü 4 saate indirilerek aylık 80 saatten fazlası için ödeme yapılamaması hükmü kaldırılmış.
İcap nöbetlerinde uygulanan normal nöbet ücretinin yüzde 30 olan oranı ise yüzde 50’ye çıkartılmış.
Nöbet ücretlerine esas olacak göstergeler ise taslakta şu şekilde yer almış:
Klinik şefi, şef yardımcısı, başasistan, uzman tabip: 120
Tabip, Tababet Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda, bu tüzük hükümlerine göre uzmanlık belgesi alanlarla, aynı dallarda uzmanlık unvanı doktora aşaması ile kazanmış olanlar: 110
Diş tabibi: 100
Mesleki yüksek öğrenim görmüş personel: 80
Lise dengi mesleki eğitim görmüş persone: 60
Diğer personel: 40
HEKİME GÖREV TAZMİNATI
Taslakla kamuda çalışan hekim, diş hekimi ve eczacılara görev tazminatı verilmesi de öngörülüyor. Kamuda çalışmayı teşvik etmek için getirilen bu uygulama İÇİN 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinin C bendinin 1. numaralı alt bendinde yer alan 7000 den daha düşük göstergeler üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı öngörülen kadrolara atanmış olanlara ibaresinden sonra gelmek üzere ve Tababet Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda bu tüzük hükümlerine göre uzman olanlar ile uzman tabip, tabip, diş tabibi ve eczacı unvanlı personele ibaresi eklenmiştir hükmü getirildi.
ÇALIŞMA SAATİ 40'A İNDİRİLDİ
Taslağın 10. maddesi ile haftalık 45 saat olan çalışma süresi diğer kamu görevlileri gibi 40 saate indirildi.
Yine aynı maddede 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 4. maddesi yürürlükten kaldırılarak Türk vatandaşı olmayan hekimlerin Türkiyede çalışmalarının yolu açılmış.
KAMUYA DÖNÜŞE KOLAYLIK
Taslağın geçici 1. maddesi ile daha önce Sağlık Bakanlığı kadrolarında çalışan ve istifa ile ayrılan personele geri dönüş kolaylığı getirilmiş. Bu personelin, kanunun yürürlüğe girmesiden sonra 3 ay içerisinde başvurması halinde aynı görev yerine veya burada durumuna uygun kadro olmaması halinde ihtiyaç duyulan münhal yerlere açıktan ataması yapılacak.
UYGULAMA 2009'DA
Kanunun Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile 5., 8. ve 10. maddesinin 2. fıkrası hemen yürürlüğe girecek. Yani yabancı hekimlerin Türkiyede çalışmasının önü açılacak ve nöbet ücretleri taslakta belirtilen şekli ile uyglamaya girecek. Kanunu diğer maddelerinin uygulamaya girmesi için belirlenen tarih ise 1.1.2009.
kaynak: medimagazin
ÇALIŞAN BAYANLAR İÇİN GEBELİKTE UYGULANAN YASA:
MADDE 74. Kadın işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.
Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz.
İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra bir(1) yıla kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.Doğum sonrası nöbet tutmama süresi de 6 aydan 1 yıla çıkarılmıştır..
Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için 6 aya kadar günde toplam üç saat süt izni verilir.(2. 6 ay için 1,5 saat/ gün) Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kulllanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.
Ancak yasal hakkınız olan bu izni kullanabilmek için yapmanız gereken işlemler vardır. Bunlardan en önemlisi hamileliğinizin 32. haftasında doktorunuzdan alacağınız rapor ile bağlı olduğunuz SSK hastane ya da polikliniğine başvurarak raporu onaylatmanız ve çalıştığınız kurumdaki personel bölümüne iletmenizdir. Daha sonrak işlemler ile ilgili olarak personel biriminizden bilgi alabilirsiniz.
ÖNEMLİ NOT:
Hamile bayanlar hamileliklerinin kaçıncı haftasında olduklarını genelde doğru hesaplayamıyorlar. Bu nedenle doğum öncesi iznine ayrılmaları gereken zamanı da yanlış planlıyorlar. Bu konu ile ilgili bir kullanıcı yukarıda yazılan ifadelerin yeterince açık olmadığını belirtiyor. Oysa kanun bu konuda son derece net ve açık. Doğumdan 8 hafta önce izine ayrılınabilir diyor. Gebelik 40 hafta olduğuna göre 8 hafta öncesi 32. haftaya geliyor. Yani 32. haftanın dolmuş olması gerekli. Son adet tarihine göre 31 hafta 5 günlük gebeliği olan bir kadın 32. haftalık hamile değildir, 31 hafta 5 günlük hamiledir. Tüm yaş hesaplamalarında bitirilen yaş dikkate alınır. 31 hafta 5 günlük hamile bir kadının gününün dolmasına daha 8 hafta 2 gün vardır. Bu nedenle izine ayrılma hakkını elde edeceğiniz günü hesaplarken son derece basit bir yöntem uygulayabilirsiniz. Son adet tarihinize göre beklenilen doğum gününe kaç gün kaldığını sayın. Bunun kaç hafta ve kaç güne denk geldiğini hesaplayın.
Kamuda istifa eden doktor sayısı artıyor
Sağlık-Sen Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Şenol Şahin, Ankara'da son 3 yıl içinde 92 pratisyen hekim, 170 asistan hekim, 135 uzman hekimin istifa ettiğini açıkladı.
Yazılı bir açıklama yapan Senol Şahin, doktorlara verilen maaşın yetersiz olduğunu belirterek, özel hastanelerin astronomik maaşlar vermesi nedeniyle doktorların kamu hastanelerinden istifa ettiğini söyledi. İstifa eden doktorlar içinde klinik şeflerinin de bulunduğunu vurgulayan Şahin, "Doktor sıkıntısının had safhada olduğu, yabancı doktor çalıştırılması için kanun çıkartıldığı, artan nüfusa rağmen sağlık çalışanı planlamasının doğru dürüst yapılamadığı, bir Türkiye'de yaşıyoruz. Sağlık Bakanlığı'nın 2003 yılında uygulamaya koyduğu Performansa Dayalı Döner Sermaye Uygulaması da doktorların istifa etmelerine engel olamıyor. Bu gün bir uzman doktor, 1400 YTL maaş alıyor. Döner sermayeden aldığı ücret emekliliğine yansımıyor. Hükümet, sosyal güvencesi olan herkese özel hastanelerin yolunu açınca, özel hastaneler doktorlara astronomik rakamlar vererek devletten çekiyorlar" diye konuştu.
İstifa eden doktor sayısının her yıl giderek arttığını vurgulayan Şenol Şahin, bir uzman doktor maaşının 'Birinci Sınıf Hakim' ile aynı düzeye çıkartılmasını istedi. Şahin, doktorların ücret durumu düzeltilmediği ve sosyal güvencesi olanların özel hastanelerden yararlanmasına sınır getirilmediği takdirde kamuda çalışacak doktor bulmanın iyice zorlaşacağını kaydetti.
Zaman
|
|
|
|