|
JİNEKOLOĞUNUZDA NELERİ ARAMALISINIZ?
ÖNCELİKLE GÜVEN...
Aklınıza takılan her soruyu doktorunuza rahatlıkla sorabiliyor,o da samimiyetle cevap veriyorsa doğru adrestesinizdir...
İster hamilelik,menopoz gibi dönüm noktaları olsun,ister genital siğiller, rahim kanseri olsun, jinekolog bir kadın için hayatının her noktasında önemlidir.
Özelliklede hastalığın erken teşhisi,hastalığın ilerlememesi açısından oldukça önemlidir.
Tabii erken teşhisin konulabilmeside düzenli olarak gidilen jinekolojik kontrollere bağlıdır. Ama kadın sağlığı her yönüyle mahremiyet ve özen gerektiren bir konu olduğundan,herhangi bir rahatsızlığımızda jinekoloğa gitmek şöyle
dursun,rahatsızlığımızı anne babamıza, hatta eşimize bile anlatmaya çekiniyoruz.
Öyle ki yüzde 55'imiz jinekoloğa gitmek için beklide en önemli zaman olan hamilelikte dahi ,düzenli kontrol yaptırmıyor. İlk kez jinekoloğa gidecek kadın ve genç kızlar ise , öncelikle dostlarının yada çevresindeki güvendiği kişilerin önerilerini alıyor . Bu tür bir yaklaşım her ne kadar bize doğru gibi gözükse de bazen yanıltıcı olabilir? Çünkü her jinekoloğun da uzmanı olduğu belli bir dal vardır.Size kendi jinekoloğunu öneren yakınınız aslında size kötülük yapıyor olabilir..Çünkü o jinekolog sizin hastalığınızda yakınınızın hastalığındaki kadar yetkin olmayabilir. Öte yandan düzenli gideceğiniz jinekolog sizi hem psikolojik hem de fizyolojik yönden tanıyacak ve sağlığınızla ilgili gelişmeleri adım adım takip edebilecektir. Düzenli olarak jinekoloğa gitmekten bahsediyoruz acaba doğru bir jinekolog nasil seçilir??
Hasta ile doktoru arasındaki ilişkinin sağlam temellere oturmasını sağlayan en önemli faktör, hastanın doktoruna duyduğu GÜVENDİR.
Çünkü insan doktoruna güven duyduğu zaman kendini rahat hisseder ve bu şekilde doktorunun söylediği her şeye harfiyen uyar.Zaten doktorunuzun söylediği şeyler size doğru gelmiyorsa ve söylediklerine inanmiyorsanız, bir güven sorunu var demektir.
Aranızda yeterli güven ortamının kurulabilmesi için şu soruları sormalısınız:?
1-Doktorunuz sizin şikayetlerinizi öğrenmeye istekli mi görünüyor? Yoksa daha katı ve otoriter bir tavır mı sergiliyor?
2- Doktorunuz sizi soru sormaya özendirip sorunlarınızı dinliyor mu? Yoksa sizi dinlemede isteksiz veya meşgul mü görünüyor?
örn:sizde, bir an önce muayenenizi bitirip bir sonraki hastaya geçmek ister gibi bir izlenim mi uyandırıyor?
3-Sorularınızı cevaplandırmak için yeterince zaman harcıyor mu, yoksa kestirmeden sözlerle kafanızdaki soru işaretleri dahada mı büyüyor?
BİLGİ VE BECERİ: Tüm bilim dalları gibi kadın sağlığını ilgilendiren pek çok dal da içlerinde branşlara ayrılıyor. Kadın sağlığı için de bu tür branşlara örnek olarak infertilite (kısırlık) ve onkoloji(kanser) bölümlerini gösterebiliriz.Özel ilgi,eğitim ve deneyim gerektiren bu dallarda her jinekolog ayrıntılı şekilde bilgi ve tecrübe sahibi değildir.Eğer onkoloji yada kısırlıkla ilgili bir rahatsızlığınız varsa, jinekoloğunuzun sizi kendinden daha deneyimli bir meslektaşına yönlendirmesi onun yetersiz olduğu anlamına gelmez aksine sizin sağlığınıza verdiği önem ve değeri gösterir.
İLETİŞİM KURMA VE ZAMAN AYIRMA:
Jinekoloğunuzla aranızdaki iletişimde konuşmalarınızın büyük önemi var. Jinekoloğunuzun ne demek istediğini anlayabilmeniz için onun güzel ve net bir türkçeyle konuşup konuşmadığına dikkat edin,çünkü iyi bir hekim,karşısındaki hastanın sosyokültürel konumuna uygun bir şekilde bilgiler sunabilmelidir. Örneğin: Üniversite mezunu ve gebeliği hakkında oldukça bilgi sahibi bir kadınla okuma yazma bilmeyen gebe bir kadına verilmesi gereken bilgiler ve anlatım uslubu birbirinden farkıdır.Çoğumuz için tıbbi terimleri anlayabilmek oldukça zordur. Diğer bir taraftan gerektiğinde karşısındakine söz hakkı tanıyan,güleryüz gösteren bir jinekolog her zaman daha samimidir.
HER ZAMAN ULAŞILABİLİYOR MU?
Acil olan durumlarda jinekoloğunuza her an ulaşabilmelisiniz. Çünkü kadın doğum da her an herşey olabilir.Ve sağlık zaman kaybetmeye gelmez. Özellikle de gebe iseniz ve bebeğin doğumu yaklaştı ise... Bunun için ister telefon ister e-mail olsun bir şekilde jinekoloğunuza rahatlıkla ulaşabilmeniz bu noktada oldukça önem kazanır.Bu nedenle jinekolog secerken doktorunuzun bulunduğunuz mevkide oturup oturmadıgına,her an ona ulaşıp ulaşamadığınıza ve bir sebeple ona ulaştığınızda size nasil davrandığına dikkat ediniz. Sadece bir tanıdığınız önerdi diye yada kulaktan dolma bilgilerle doktor seçerseniz bunun sonuçlarınada hazır olunuz. Doktorunuzun eğitim kademelerini nerede tamamladığı, nerelerde bilgi ve beceri kazandığını, ameliyatlarını ve girişim yaptığı hastalarını takip ediniz..
Bilimsel bilgileri izleme ve dinamizm
Diğer tüm bilim dallarında olduğu gibi tıptaki gelişmeler de özellikle son 20 yıl içerisinde büyük bir ivme kazanmış ve bu şekilde bilgilerimiz sürekli bir "değişim bombardımanı"na maruz kalmış ve kalmaya devam etmektedir.
Tıp alanında bilgi, teknolojinin gelişmesine paralel olarak süratle gelişmekte ve hızla ilerlemektedir. Bu yüzden tıpta bilginin yarı ömrü yaklaşık "üç yıl" civarındadır. Başka bir ifade ile, eğer doktorlar bilgilerini sürekli yenilemezler ise yaklaşık üç yıl içinde bilgileri eskiyecek, bunun sonucunda hastalarının tanı ve tedavilerinde modern yöntemleri uygulayamayacaklardır.
Bu gerçekler altında doktorlar, uzmanlık eğitimlerini aldıktan sonra hastalarına kaliteli hizmet verebilmeleri için eğitimlerini sürekli yenilemelidir. Ancak hemen belirtilmelidir ki tıpta sürekli eğitim veren bir kurum yoktur. Sadece sürekli eğitime olanak sağlayan kaynaklar vardıir. Bu kaynaklar; uzmanlık alanı ile ilgili kitaplar, dergiler, internet, sempozyum ve kongreler'dir. Bir de firmalarin ürünlerini tanıtmak amacıyla düzenledikleri toplantılar vardır ki, burada firma kendi propagandasını da yapacağı için tarafsız bir hizmet sayılamaz.
Günümüzde jinekologların görevleri yalnızca kadın üreme sistemi ve cinsel sağlıkla ilgili şikayetlerin giderilmesi ile sınırlı kalmayıp, diğer tüm vücut sistemlerini ilgilendiren olası problemleri de saptayarak gerekli yönlendirmelerin yapılmasını da içerir. Bu nedenle modern bir jinekolog, kendi uzmanlık alanı dışındaki genel tıb konularından uzak kalmamalı ve gelişmeleri yakından izlemeli; yani yeterli düzeyde bir "dinamizme" sahip olmalı ve kendisini sürekli yenileyebilmelidir.
Maalesef, pek çok hastanın yakınmalarından birisi de "kendilerinin konusunda çok tanınmış bir hekime gitmelerine rağmen kendileriyle yeterince ilgilenilmediği, kendilerine uygun tedavilerin uygulanmadığı ve hastalıkları konusunda yeterince bilgilendirilmedikleri" dir.
Görüş farklılıkları
Pek çok hasta "şu doktor bana şu ilacı verdi, diğerine gittim onu önermedi" , "bu doktor bana ameliyat olmalısın dedi, ancak diğer doktorlar biraz daha takip edelim dediler" gibi yakınmalarla kapımızı çalmakta ve bize veryansınlarda bulunmaktadır.
Tıp, bilim olarak diğer pozitif bilim dallarından farklıdır. Bazen, aynı noktaya giden birbirinden farklı pek çok yol olup, bu yolların da çoğu doğru olabilir. Bunun nedeni, tamamen kişiler ve değişik fikirler sonucunda oluşmuş "görüş farklılıkları" dır.
Görüş farklılıkları; yalnızca ülkemizde olmayıp tüm dünyada olan, bir hastalığın yönetimi ile ilgili değişik görüş ve fikirler sonucunda oluşmuş değerlendirmelerdeki farklılıkları içeren tutumların tümüdür.
Jinekoloğunuzu seçerken tercih ettiği ekolün sizin beklentileriniz ile örtüşmesine önemlidir. Örneğin sorunlardan kurtulmak için ameliyatı en son çare olarak düşünen bir hastaya, daha çok cerrahi ağırlıklı bir ekolü benimsemiş olan doktoru ameliyat önerebilir. Bu durumdaki hasta genellikle değişik hekimlere başvurup onların da fikirlerini alma yoluna gidecektir.
Bütçe
Günümüzde ekonomik koşulların ağırlığı hemen herkesi değişik derecelerde etkilemektedir.
Maalesef ekonomik sıkıntı dönemlerinde kişilerin kısıtladığı harcamaların başında sağlık ile ilgili giderler bulunmaktadır. Bu şekilde rutin muayene, tetkik ve tedaviler ya ertelenmekte ya da hekim değiştirme yoluna gidilerek ekonomik bütçeye daha uygun poliklinik veya hastaneler tercih edilmek durumunda kalınmaktadır.
Kişilerin kendi güvendikleri doktorlarını bırakarak başka merkezlere yönlenmeleri pek çok sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Bu şekilde kişilerin başka bir hekime adaptasyonu ile yine hekimin hastayı psikolojik, fizyolojik yönlerden keşfetmesi zaman almaktadır.
Biz hastalara, güvendikleri ve her zaman ulaşabilecekleri tek bir hekimlerinin olmasını ve çok mecbur kalmadıkça veya kendi doktorlarından memnuniyetsiz olmadıkça onu değiştirmemelerini tavsiye etmekteyiz.
Saygılarımla..Op.Dr.İlker GÜNYELİ( Makaledeki bilgiler SENİNLE dergisinden alıntılar ve site sahibinin yorumlarıyla hazırlanmıştır...)
|
|
|
|
|
ANA SAYFAYA DÖNÜŞ için tıklayın...
İYİ JİNEKOLOG NASIL OLMALIDAN ÖNCE NASIL İYİ BİR İNSAN VE İYİ BİR DOKTOR OLUNMALI KAVRAMI DAHA ÖNEMLİ SANIRIM!!! BU NEDENLE DOKTORLUĞUN KURUCUSU HİPOKRAT'IN ANDINI BİR KERE DAHA HATIRLAMAMIZ GEREKİYOR...
HİPOKRAT ANDI
Tıpta yemin denilince ilk akla gelen "Hipokrat Andı" dır. Hipokrat (M.Ö 460 - 377), yaklaşık 2500 yıl önce tıbbın özellik arz eden bir san'at olduğu fikrini benimseyerek, bu san'atı yapacak olanları belli bir yemin etrafında birleştirmek ve san'atın kutsallığını ifade edebilmek amacı ile böyle bir metni gelecek kuşak hekimlere miras bırakmıştır.
Hipokrat andını daha iyi anlayabilmek için Hipokrat'ın hayat öyküsünü bilmekte fayda var.
Hipokrat Kimdir?
Günümüzde tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat (Hippocrates) İsa'dan önce 460 yılında bugün Yunanistan'a bağlı olan Kos adasında doğmuştur.
Kendisi hekim Heraklides'in oğludur. Yaşadığı dönem san'atçı ve entellektüellerin ilk kez gerçeği aradıkları zamanlar olan Yunan döneminin altın çağıdır.
Yaşadığı dönemdeki inanışın aksine hastalıkların olağanüstü güçlerden ve tanrıların gazabından kaynaklandığına inanmamış, her hastalığının fiziksel ve gerçekçi bir açıklaması olduğunu düşünmüştür. Çalışmalarını gözlemler üzerine oturtmuş, tıbbı bilim ve san'at haline getirmiştir.
Kendisi zatürree ve çocuklardaki epilepsi (sara) hastalığının belirtilerini ilk tanımlayan hekimdir. Yine düşünce ve duyguların kalpten değil, beyinden kaynaklandığı fikrini ortaya atan ilk kişidir.
San'atını icra etmek üzere tüm Yunanistan'ı dolaşmış, Kos adasında bir tıp okulu kurup düşüncelerini öğretmiştir. Öğretisi genelde etik (ahlaki değerler) ağırlıklıdır. Bu etik boyut, Hipokrat andında da açıkça görülmektedir.
Bilimsel tıbbın kurucusu olan büyük hekim İsa'dan önce 377 yılında ölmüştür. Yetmişi bulan çalışmaları daha sonra kitap haline getirilmiş ve 18.yüzyıla kadar tıpta klasik kitap olarak 20 asırdan uzun bir süre kullanılmıştır.
2400 yıldan beri mesleğe adım atan tüm hekimlerin değişik şekillerini okuduğu Hipokrat Yemini; sanılanın aksine Hipokrat'ın bizzat kendisi tarafından değil, büyük olasılıkla oğlu veya öğrencilerinden biri tarafından İsa'dan önce 5. yüzyılda yazıya dökülmüştür.
Hippokrat yemini tıbbi etik ile ilgili bilinen en eski metinidir ve prensipleri değişikliğe uğramış olsa bile zaman, yer, sosyal düzen ve dinlerden bağımsızdır.
Hipokrat'ın ilk kuralı; hekimin gerek düşünceleri gerekse seçtiği tedavi ile "hastaya zarar vermemesi" dir. Hipokrat yemini hekimlik san'atının önemli sembollerinden birisidir.
Hippokrat andı herhangi bir bağlayıcılığı ve yasal yaptırımı olmamasına rağmen metin hekimlik tarihi ve yasaları açısından önem taşımaktadır.
HİPOKRAT ANDI
Hekim Apollon Aesculapions, hygia panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına.
And içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim.
Bu san'atta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu san'atı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim.
Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi malumatı ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. Bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim.
Gücüm yettiği kadar tedavimi hiç bir vakit kötülük için değil yardım için kullanacağım.
Benden ağı (zehir) isteyene onu vermeyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmeyeceğim.
Bunun gibi bir gebe kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. Fakat hayatımı, san'atımı tertemiz bir şekilde kullanacağım.
Bıçağımı mesanesinde taş olan muzdariplerde bile kullanmayacağım. Bunun için yerimi ehline terk edeceğim.
Hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. Kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım.
İster hür ister köle olsun, erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan sakınacağım. Gerek san'atımın icrası sırasında, gerek san'atımın dışında insanlarla ilişkideyken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.
Bu andımı tuttuğum sürece, hayatım ve san'atımın icraası bana mutluluk versin, tüm insanlar tarafından her zaman saygı göreyim, eğer yeminimden dönersem bunun zıddı bana az gelsin.
Vegrorum arcana visa, audita intellecta nemo eliminet
Tıptaki Diğer Yeminler
Tıpta yemin, Hipokrat'tan sonra da "Galen", "Laennec", "Hufeland" gibi ünlü isimlerin de ilgi odağı olmuş ve bu hekimler de kendi oluşturdukları metinleri tıp dünyasına armağan etmişlerdir. Ancak yeminlerin sadece isimleri değişmiş, anlam ise "Hipokrat Andı" nda olduğu şekli ile kalmıştır: "Hayata saygı duymak ve zarar vermemek".
Çağımızın Hipokrat Andı
Son yıllar içinde; Amerikalı ve Avrupalı doktorlar tarafından, 2500 yıldır hekimlere yol gösteren Hipokrat yemini, doktorlarla hastaların gereksinimlerini bir araya getirecek şekilde güncelleştirilmiştir.
Bu profesyonel sözleşmede kamu güvenini sağlama, modern dünyada doktorların etik sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olma ve hasta gereksinimlerinin öncelikli olması hedeflenmektedir.
Londra'daki Kraliyet Hekimler Birliği'nden George Alberti, "The Lancet" ve "Annals of Internal Medicine" de ortak olarak yayınlanan bu sözleşmeyi, "modern tıp pratiğinin rehberi" olarak tanımlamıştır.
Hipokrat'ın zamanında önemli olmayan hasta hakları, ekip çalışması, diğer profesyonellere saygı gibi konular, bugün doktorların ilgilenmesi gereken alanlar haline gelmiştir.
"Yeni etik kod"ların, hasta-doktor ilişkisinde bir mihenk taşı olacağı uzmanlar tarafından belirtilmektedir.
Amerikan-İngiliz işbirliğiyle ortaya çıkan sözleşme, hastaların korunmasını temin eden sorumluluklara dikkat çekmektedir.
Tıp İlmi Hakkında.
Tıp diğer pozitif bilimlerden biraz farklı bir daldır. Teorik bilginin yanı sıra pratik bilgi ve yetenek de gerektirir. Bu açıdan bakıldığında bilimin yanısıra "zanaat yönü" nün de olduğu düşünülebilir.
Bazı batılı kaynaklar ve özellikle antik dönem yazarları tıbbı, bir "san'at dalı" olarak da kabul etmektedirler. Bu pratiğin geliştirilmesi eskiden olduğu gibi günümüzde de usta-çırak ilişkisi çerçevesinde olmaktadır. Bu nedenledir ki Hipokrat, ünlü yemininde hocalarından "ustalarım" diye söz etmektedir.
Üstelik bu ustaların yaşlı ya da genç olması da fark etmemektedir. Çünkü her tıp adamı diğer meslektaşlarından sürekli bir şeyler öğrenme süreci içerisinde mesleklerini icra etmekte ve kendilerini geliştirmektedirler. Bu yönden tüm hekimler ömürleri boyunca aslında birer çırak ve öğrencidirler.
"Hastalık yoktur, hasta vardır"
Tıp eğitimimiz süresince kazandığımız en önemli nosyonlardan birisi de "hastalığı değil, ama hastayı tedavi etmeye" çalışmaktır. Çünkü bir hastalık pek çok kişide ayrı şekillerde belirtilerle kendini gösterebilir ve biz hekim olarak o hasta için en uygun tedavi seçeneğini seçmek durumundayız. Yine, bir kişi için o hastalığı tedavi etmek için bir yöntem kullanılırken diğer bir kişi aynı hastalıktan muzdarip olsa bile çok daha farklı bir yönteme cevap verebilir veya ilk hastadaki yöntem ikinci hasta için uygun olmayabilir.
Daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vereyim. Basit bir idrar yolu enfeksiyonuna sahip (idrarında aynı mikrobu taşıyıp, aynı şikayetlerle hekime gelen) üç ayrı hastaya karşı aynı hekimin üç ayrı yaklaşımını ele alalım:
İlk hasta örneğin gebe ise ancak belli grup antibiotikler ancak reçete edilebilir veya kişi gebeliğin ilk aylarında ve hastalığı pek fazla sıkıntı yaratmıyorsa bebeğin sağlık durumu da düşünülerek yalnızca bol su içmesi önerilebilir.
İkinci hasta örneğin yaşlı veya ilaç alerjisi olan birisi ise yine belli grup antibiyotikler ile tedavi yoluna gidilebilir. Bir takım antibiotikler bu kişide bir takım allerjik rahatsızlıklar yaratabilir. Yine, kullanılan ilaçların hastanın karaciğer, mide veya böbreğinde problemi varsa uygun şekilde düzenlenmesi önemlidir.
Üçüncü hasta şikayetlerinin çok hızlı geliştiğini ve yüksek ateş ve ileri derede halsizliğinin olduğunu ifade ediyor ve bu şikayetler muayene ve laboratuvar bulguları ile de destekleniyorsa hastaneye yatırılarak ilaç ve serum tedavileri başlanabilir.
İşte aynı şikayetlere sahip üç ayrı hastaya üç ayrı yaklaşımın getirdiği tedavi yöntemleri.. Görüldüğü üzere bizde "hastalık yoktur, hasta vardır"...
HEKİMLİK ANDI NEDİR?
Ülkemizde tıp fakültesini bitirirken mezun olan doktorlara ettirilen yemin ise Hipokrat andının biraz değiştirilmiş ve günümüze uyarlanmış şeklidir.
HEKİMLİK ANDI
Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda,
hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor
ve söz veriyorum.
Hocalarıma saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma,
sanatımı vicdanımın buyrukları doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getireceğime, hasta ve toplumun sağlığını baş görev sayacağıma, benden hizmet bekleyen kimselerin sırlarına saygılı olacağıma ve onları saklayacağıma,
hekimlik mesleğinin onurunu ve temiz töresini sürdüreceğime,
meslektaşlarımı kardeş bileceğime, din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime,
insan hayatına kesinlikle saygı göstereceğime, baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağıma,
açıkça, özgürce ve namusum üzerine and içerim.
|
|
|
|