|
ANA SAYFAYA DÖNÜŞ için tıklayın...
*** İRANLI ŞAİR DER Kİ:" AŞKA UÇARSAN KANADIN YANAR"; MEVLANA DER Kİ:" AŞKA UÇMAYAN KANAT NEYE YARAR!!"
***ÖLÜMÜN OLDUĞU YERDE CİDDİYETTEN SÖZ EDİLEMEZ!!
ANONİM
***SAĞLIKLI İNSANLARIN BAŞLARINDA ÇOK DEĞERLİ BİR TAÇ VARDIR Kİ:
YALNIZCA HASTALAR BU TAÇ'I GÖREBİLİR!!
BİR ÇİN ATASÖZÜ
GÜZEL SÖZLER...
*** BİLİM VE SANAT; TAKDİR EDİLMEDİĞİ YERDEN GÖÇ EDER...
Ibn-i SİNA
***Mükemmeli talep et ama, bedelini ödemeye hazır ol.
Anonim
***Bağnazın kafası gözbebeği gibidir; ne kadar aydınlık olursa o kadar küçülür.
Oliver Wendell Holmes Jr.
***İlerlediğiniz yolda hiç bir zorlukla karşılaşmıyorsanız, bilin ki o yol asla sizi doğruya ulaştırmaz.
***İyi insanlar erdemi sevdikleri için kötü şeyler yapmaktan nefret ederler. Kötü insanlar cezalandırılmaktan korktukları için kötü şeyler yapmaktan nefret ederler.
Horace
*** Bilmediğini bilmek en iyisidir. Bilmeyip de bildiğini sanmak tehlikeli bir hastalıktır.
Lao-Tzu
***Üç çeşit dost vardır; Birincisi ekmek gibidir her zaman istersin. İkincisi ilaç gibidir lazım olunca ararsın. Üçüncüsü mikrop gibidir o gelir seni bulur.
Anonim
BİRGÜN ANLARSIN!!!!!
Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
Duyarsın,
Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
Uzanır, gökyüzüne ellerin.
Ama çaresiz,
Ama yorgun,
Ama bitkin.
Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
Beklemeyi, ümit etmeyi.
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
> Mutsuzluk Ahlaksızlıktır !
> >
> > Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin,
>acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil
>midir?
> > Değildir! Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir
>sorumluluğudur.
> > Prof. Dr. Ahmet İnam
> > (ODTÜ Felsefe Bölümü Başkanı)
> >
> > Son zamanlarda sık sık kendime söylediğim bir söz: "Mutsuzluk
>ahlâksızlıktır." ahlâk yaşamının hedefi mutluluktur; mutluluk ahlâkına göre
>yaşamalıyız anlamında söylemiyorum bu sözü. "Mutluluk", "mutsuzluk"
>kavramlarından, çağımız insanının çoğunlukla anladığını
> > anlamıyorum. Bu kavramların farklı yorumlarına gerek duyduğumuzu
>düşünüyorum.
> >
> > Akıllı mutsuz, salak mutlu mu olur ?
> >
> > Alışılagelmiş bakışla, düşünen, araştıran, soruşturan, eleştiren insanın
>mutsuz olması gerektiğine inanılır. Dünyadaki gidişe "aklı eren" insan,
>oradaki akıldışı akışı, haksızlığı, sömürüyü, acıyı, iletişimsizliği,
>kısacası dünyadaki cehennemi görür ve mutsuz olur.
> > Aydın mutsuzdur; gördüğü karşısında; gördüğünü düzeltmeye
>çabalamasındaki yetersizliği karşısında. Düşününce mutsuz olur insan ; bir
>anlamda nasıl düştüğünü görmüştür, kendinin ve insanlığın.
> > Düşünüyorum: O halde mutsuzum der. Mutsuzluk dünyayı değiştirmenin bir
>gerekçesi olur; yalnız gerekçesi değil, itici gücü, enerjisi.
> > Mutsuzlar, dünyaya isyan edip, dünyayı değiştirmeye, dönüştürmeye
>çabalayacaklardır. Mutsuzluk, uyumamanın, uyanıklığın, isyanın, eleştirinin
>bir itici gücüdür. Mutsuz, bilinçlidir, bilgilidir, asidir.
> >
> > Oysa, mutlu, tam bir salaktır. Düşünme gücünden yoksun, bilgisiz olduğu
>için mutludur. Aydın mutlu olamaz; o denli çok kaygısı; içinden bir türlü
>çıkamadığı kendisine, düzene, düzenin değiştirilmesine ait sıkıntıları
>vardır ki, mutlu olması olanaksızdır. Boş kafalı, yaşamayı yüzeyden alan,
>sorumsuz, bencil insanlar mutluyum diye dolaşırlar. Ne kadar kapsamlı, ne
>kadar derin
> > düşünürseniz o kadar mutsuz olursunuz.
> >
> > İşte yukarıda mutluluk ve mutsuzlukla ilgili saptamalara karşı
>çıkıyorum. "Akıllı mutsuz, salak mutlu" savının yaşama beceriksizliklerinin
>bir avuntusu olabileceğini düşünüyorum.
> > Mutsuzluk görüntüsünün, saplantısının ya da avuntusunun "gerçekle"
>yüzleşmekten bir kaçış olduğunu düşünüyorum.
> >
> > Mutluluk bilinç ve yürek işidir.
> >
> > Dünyada bir zulüm, haksızlık, sömürü düzeni olduğu bana açık geliyor.
> > Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin,
>acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil
>midir ?
> > Değildir !
> > Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.
>Burada, "şişe yarıya kadar dolu" demiş mi oluyoruz, "yarıya kadar boş olan
>şişe"ye ? Mutlu olma bir çeşit aldanma sonucu mu elde edilecektir? Avunma,
>aldanma, görmezlikten gelme, sorunlardan kaçma yoluyla "mutluluk oyunu"
>oynamaktan söz etmiyorum.
> >
> > Aldanma sonucu "mutluluk" sözde mutluluktur. Mutluluk bir bilgi işidir :
>fark etme, ayırt etme, yargılama; düşünebilme işidir !
> > Dürüstlükle başarılır.
> >
> > İnsanın ardında olduğunu söylediği mutluluğun, sorunlardan,
>acılardan,kaygılardan azade bir ruh haliyle yaşanması gerekmez. Gerçekle
>yüz yüze, onun sorunlarıyla içice olduğunuz halde mutlu olabilirsiniz.
> >
> > Önce şu soru: Neden ardındayız mutluluğun ?
> > Gerçekçi olduğumuz, gerçeği anlamaya, yorumlamaya, sorunlarıyla baş
>etmeye çabalamak için. Araştırmak için.
> >
> > Mutsuzdan araştırmacı olmaz.
> > Mutsuzdan devrimci olmaz.
> > Mutsuzdan başkaldırı, umut, düş bekleyemezsiniz!
> >
> > Karşı çıkışları duyuyorum: Mutsuz bilenmiştir, ödün vermez,
>kavgaya,savaşa, mücadeleye,zulüm görmeye hazırdır. Kelle koltuğunda yürür
>mutsuz. Mutlu, yitirmek istemediği mutluluğu için korkaktır, ödünler verir;
>dünyadan hoşnuttur, merak etmez, öğrenmez, kendini aşmak istemez.
> >
> > İşte tam da bu noktada karşı çıkışlara karşı çıkıyorum! Böyle salak,
>böyle eblek, böyle sorumsuzdan mutlu insan > çıkmaz ! Mutluluk bir bilinç
>işidir, yalnız bilinçli olmakla kazanılmaz mutluluk, yürek işidir aynı
>zamanda. Mutluluk, uyuşukluk, tembellik, atâlet değildir.
> > Hamarat ruhların işidir. Acı çeken, acı çekmiş, duyarlı insanların.
> > Mutluluk bir haz hali değildir. Acı yokluğu hiç değil!
> > Mutsuzluk yaşama beceriksizliğidir
> >
> > Mutluluk iç ve dış özgürlüğe kavuşabilmede bir dönüm noktasıdır. İç
>dünyamızın, düşünce ve duygu dünyamızın bağımsızlığı, insanlarla kurduğumuz
>ikili ilişkilerin, toplumsal ilişkilerin özgürleşebilmesinde katkısı olan
>bir güçtür. Kendimizi ve dünyayı değiştirebilme gücü.
> >
> > Telos'umuza, hedefimize, amaçlarımıza,düşlerimize, ütopyamıza bizi
>ulaştırabilme gücü. Bu gücü anlayamamak,bu güce bigâne kalmak elbette
>sorumsuzluktur. Güzel,hakça bir dünya için çalışmamak demektir. Elbette
>ahlâksızlıktır.
> >
> > Mutsuzluk kendimizle yüzleşebilme cesareti için gereklidir.
>Gerçekle,dışımızdaki ve içimizdeki gerçekle, tarihle, kültürle
>karşılaşabilmek için. Yılgınlığı, tembelliği, kolaycılığı yenebilmek için.
>Mutlu insan, iç dünyasında gezebilen, içinde kolayca dolaşabilen; kendini
> > tanımaktan ürkmeyen özerk bir insandır. Mutlu, gerçekliğin karşısına
>çıkardığı sorunlarla karşılaşabilme gücü taşır.
> >
> > Mutlu, kendini, gerçekliği yaşamaya hazırdır: Elbette öteki insanlarla
>birlikte. Mutlu, birlikte yaşamaya, paylaşmaya açar kendini. Mutluluk,
>yaşamaya hazır olmadır : Geçmişi üstlenip, eleştirip, eleyip, yorumlayıp,
>geleceğe doğru yürüyebilme durumudur. Tek başına mutlu olunmaz; birlikte
>olunur. Paylaşmayla olunur. Ortalık güllük,gülistanlık olduğu için değil;
>savaşta, kavgada, kuşkuda, zulüm görmede de mutlu olunur.
> >
> > Mutlu, duygularını, aklını, bedenini bir bütün halinde yaşar. Duygu ve
>aklıyla iletişime geçer; onları tanır. Bedeninden gelen enerjiye haberlere,
>uyarılara açıktır.
> >
> > Mutlu, dinlemeye, anlamaya, söyleşmeye hazırdır: Kendiyle ve öteki
>insanlarla. Taktik uygulayan; insanları sınıflandırıp, damgalayan,
>denetleyip, elinin altından bırakmayan, mutlu olamaz. Mutluluk umut;
>mutluluk, içimdeki "daha var" diyen sestir.
> >
> > Mutlu, kendini "aşmak", öğrenmek, üretmek ister. Mutluluk, olanaklarını
>gerçekleştirmeye çalışmada yatar. Mutsuz, olanaklarını keşfetse de,
>gerçekleştiremeyendir. Mutsuzluk, insanın yaşama beceriksizliğidir. Kendini
>gerçekleştiremeyen, düş kuramayan, görüşlerini açık açık dile
>getiremeyenden mutlu olmaz.
> >
> > Mutlu insan dünyayı değiştirecek insandır
> > Mutluluk, edilgenlik demek değildir. Tembellik hiç değil.
>Mutluluğun,dünyanın sonu olduğunu söyleyen masallarla kültürümüze geçtiğini
>görüyoruz.
> > Mutluluk, öykülerin, romanların, filmlerin sonunda yer alabiliyor.
>Sonlara tıkılmış bir yaşam biçimi değildir oysa; somut yaşam alanında
>ortaya çıkıyor. Mutlu insan dünyayı değiştirecek insandır:Yaşamaya,
>kavgaya, düşünmeye, üretmeye hazır bir insandır.
> >
> > Mutluluk bir haz hali değildir. Bir karakterdir. Mutlu insan bu ahlâki
>karakteriyle, başına gelmiş ve gelecek olanları yaşar. Mutlu insan, zulüm
>çekmiş, işkence görmüş biri de olabilir. Mutlu insan yerinde duramaz,
>etkindir; sorumludur: Mutlu insanlardan söz ediyorum.
> > Dünyaya bir bakış biçimi, bir yaşam biçimi oluveren mutluluk, ağır bir
>sorumluluk taşır.Çünkü,mutluluk "hazır olma" durumudur; mutlu insan,
>gerçekleştireceği tasarılarının altında ezilmez.
> >
> > Gelip geçici bir hâl değil de bir karakter oluveren mutluluk, bize yaşam
>boyu destek oluverecek bir güçtür.
> >
> > Yanılır mıyız mutluluk konusunda ? Zaman zaman. Neyin mutluluk, neyin
>mutsuzluk olduğunu anlamak, hangilerinin mutluluk karakterine (ahlâk
>karakteridir!) uygun olduğunu önceden söyleyebilmenin zorlukları var.
> > Bize mutluluk gibi görünen, öteki insanların mutsuzluğu olabilir.
> > Oysa, dünyadaki sorunları ele almanın, tavır koymanın, gerçekliğe
>yönelmenin, kimi eylemlerin çekirdeğini taşıyan bizim karakterimizdir.
>Karakterimiz mutluluk karakteri ise gelip ge> çici mutsuzluklarımızı
>görmezden geliriz, onları simyacı gibi mutluluğa dönüştürmeye çalışırız.
> >
> >
> > Siz kendinizi "mutlu", "karakt> erli" biri olarak görüyorsanız;
>kendinizle barışık, geleceğe ilişkin tasarımlar taşıyan bu karakterinizle
>dünyanın zorluklarıyla baş etmeyi biliyorsunuz demektir.
> >
> > Bu yazıyı elbette kendini sorgulayan bir mutsuz, bir ahlâksız yazdı.
> >
> > Prof. Dr.
> > Ahmet İnam
|